oyun oyna en güzel oyunlar 11.02.2012 ehliyet sınav sonuçları ehliyet sınav sonuçları pirsus haber fetih 1453 full izle şehri nuh otel feza hasbunallah
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Salih DURMUŞ
“KONİYA LİÇO” HEM GÜLDÜRÜYOR HEMDE AĞLATIYOR
02/02/2012 - 17:16

“KONİYA LİÇO” HEM GÜLDÜRÜYOR HEMDE AĞLATIYOR

Taşar Medya Grup köşe yazarlarından Salih Durmuş, Şırnak Balveren Beldesinde Koniya Liço ( Bataklık) adlı filmini çeken Sinan Yıldız ile bir röportaj hazırladı.

Röportajı yayınlayan Taşar Medya Grup Köşe yazarı Salih Durmuş;

1-Öncelikle Sinan yıldız kimdir Kısaca tanıyabilir miyiz?

CEVAP-1986 Şırnak’ın balveren kasabasında doğdum, henüz çocukken kendimi bir savaşın ortasında gördüm ve her zaman durup geriye bakarkenCEVAP-Sinemaya olan ilgim her şeye rağmen hayatı döndüren bir tür muhteşem dinanizimden gelmektedir. Sanırsam bu dinanizim bizim kendi halkımızın bütün bir his, duygu, düşünce ve hayal dünyasını kapsar. Evet tüm bunların hayale düşmesi ve canlandırılmasını da sağlayan yegane iletişim dilidir sinema, ve bu sanatsal iletişim ya da anlatım dili olan sinema ile Kürtçe dilimizin yanında bir ikinci dile sahip olmuş oluruz, ki bu dil evrensel bir dil etkinliğindedir. İşte bu beni çok heyecanlandırmıştı, bu evrensel sinema dili ile aslında diğer dünya milletlerine ulaşabiliriz ve bu şekilde kendi dilimizi ve kültürümüzü yansıtabiliriz diye düşündüm. Mezopotamyada sevinçlerin ve acıların en güzeli yaşanmıştır elimizi şöyle bir dokundursak ne kadar da harika üstü bir “sanatsal hazine” ve “çirokler hazinesi” ile karşı karşıya olduğumuzu görebiliriz lakin bu hazine tozlar altında yatıyor şöyle bir tozunu aldık mı çok muhteşem yapıtlarCEVAP- Bilindiği üzere sinema gerçekten çok pahalı bir sektör, en basitinden bu alanla alakalı bir kitap dahi fiyat olarak el yakıyor, ama tabi internet ve gün geçtikçe gelişen kamera ve teknoloji donanımlı sistemler bize hem alternatifli ucuz bir eğitim ve araç gereç sağliyor, belki de kapitalizmin tek yararı bu olsa gerek… bunu farkına vardıktan sonra “ben de film çekebilirim” düşüncesi oluştu bende elime geçen ilk kamera ile küçük bir belgesel çektim, daha sonrasında kısa metrajlı ”Kukla” ve “küçük dünyam”ı çektim. Ve bu “kaniya liço-bataklık” filmi de ilk uzun metrajlı film deneyimim oldu. Bu filmimizi de sinemacıları güldürecek cinsten bir bütçe ile çektik, ve kendi köylümün ve4-Yaşadığınız coğrafya da film çekmek zorluğu nelerdir, bölge halkın bakış açısını nasıl buluyorsunuz? 

CEVAP- Ya da bence sorunuzu tersine çevirip o şekilde kendime sormak istiyorum, yani kendi coğrafyamda aslında film çekmenin kolaylıklarını anlatmak istiyorum. Çünkü ben bir ay boyunca çekimler sırasında zorluğunu bir şey dışında(askeriyenin belirlediği yasak bölgeler) yaşamadım tam aksine ki kendi halkımdan büyük bir destek gördüm gerek mekanları kullanma konusunda gerek oyuncuları oynatma ve bulma konusunda olsun zorluk çekmedik. Ve ayrıca filmin ilk gösterimini yani bir galasını çektiğimiz yer olan Gundiki Melê(Balveren) beldesinde gerçekleştirdik, filmimizin afişlerini dahi bastırdık ve duvarlara astık, filmi akşam açık havada belediyenin bahçesinde beyaz perdeye yansıttık. Filmde oynayan oyuncularımız, aileleri, çocukları ve köyün yaşlısından çocuğuna kadar yaklaşık 400 insanımız izledi. Zaman zaman güldüler ve ağladılar… Biz sanatın halk için olduğuna inaniyoruz ve kendi ürettiğimiz sanatsal faaliyetimizi burada onlara sergiledik, ve bir nebze daha sinemaya ve sanatın içine girmiş oldular. Bu şekilde birçok önyargının yıkılmasına da vesile oldu. Bölge halkı kendi toplumsal değerlerine saygı duyan ve o hikayeleri doğru bir şekilde yani “kullanmadığının” farkına varsalar ellerinden gelen her türlü desteği sağlarlar buna emin olunuz. Yeter ki kapkaççı gibi bir köşede gizli bir şeyler yapılıyormuş gibi yapılmasın. Ama tüm bunların yanında coğrafya olarak sıkıntı bir bölge bu sadece şimdi değil yüz yıla yakındır bu böyle, kendi coğrafyanda toprağında 



5-tamamlanan “kaniya liço (bataklık)” Filmin konusunu okurlarımıza özetler misiniz?

CEVAP- Film küçük yaşta anne ve babasını kaybettiği için ninesi ile yaşayan 15 yaşındaki Raqîpi anlatiyor,raqip hasta olan ninesini ameliyat ettirebilmek ve geçimlerini sağlayabilmek için kaçakçılık yapar . Ve bir gün yine sigara kolilerini karakolu geçirmeye çalışırken karakolca ateş açılması ve vurulmasını konu alıyor. Bu kurmaca bir filmdir yani gerçek hayattan alınmış yaşanmış bir olaydan hareketle çektik. İki önce “kaçakçılık” yapan bir gencimizin(Hüseyin artuç) vurulması üzerine onun anısına çektik. Ve tesadüf ki bu Ruboski katliamından sadece birkaç ay önce çekildi. Nerdeyse aynı hikaye, ve bu hikayelere hiç yabancı değiliz. Hiçbir kanunda ya da hükümde “kaçakçılığın” suçu öldürülmek değildir . Biz kendi toplumuna duyarlı ve sevgi duyan bir sanatçı olarak bu konuyu özellikle işlemeye çalıştık.


7-Bu filminizde kaç kişi rol aldı, film kaç kişiyle tamamlandı?

CEVAP- Filmde 6 asil oyuncu ve yaklaşık 40 kişi de fügüran olmak üzere yaklaşık 50 kişi vardı. Çekim ekibi: yardımcı yönetmenliği üstlenen Aydın Bayram arkadaşımız ile beraber sanat yönetmeni Tekin Çiçek , yardımcı asistan ile beraber 6 kişi kadar vardık. ses ve ışık ekipmanı imkanımız olmadığı için bunları kullanacak kişiler de yoktu. Sadece bir yerde büyük bir el feneri kullandık o feneri tutan arkadşımıza da teşekkürler ederiz…

8-Filminiz nereden çekildi?

CEVAP- Şırnak Gundiki Melî(Balveren) de çekildi. Ve tüm oyuncularımız amatör ve bu beldeden.

10- Filmin yapım aşamasında herhangi bir zorlukla karşılaştınız mı?

CEVAP- Filmin bütün işleri ile kendimiz ilgilenmek onları halletmek zorundaydık, işimizi yavaş ve özüne inerek yapmaya çalıştık. Yapım aşamasında doğal olarak maddi sıkıntı çektik, öğrenci harçlığımla gerekli olan harcamaları gerçekleştirdim, hiçbir maddi destek olmadan bu yükün altına girdik ama sağolsun belde halkı ellerinden geleni yaptılar bu yüzden de maddi kaynak sıkıntı çekmedik… Çekimlerin geçtiği dış mekan beldenin biraz dışında kalıyordu ve orası da yasaklı bir bölgeydi bunun için askeriyeden birkaç kez izin almak zorunda kaldık ve verilen izin de çok kısa bir zaman içindi ama mesela orada geçen gece çekimlerini gerçekleştiremedik çünkü ne olursa olsun gecenin bir vakti orada bulunmak yasaktı ve biz de başka bir mekanda gece çekimini gerçekleştirdik.



11- Filmin teknik bilgileri hakkında bilgi verebilir misiniz? Yeni başlayan genç sinemacılar için yararlı olabileceğini düşünüyoruz.

CEVAP- Film Canon 550d +18-55mm + 50mm ve Sony full-HD 18-55mm kamera ve lenslerle çekildi. Kurgusunu Adobe Premier’de yaptım...Dili kürtçe ve tüm müzikler kürtçe olarak seçildi. Evet dikkat ederseniz çok da bütçeli ve profesyönel olmayan bir ekipmanla çektik biraz gayret ve merakla bu işe sarılınca böyle bir malzemeden de film çekilebiliyor, bizi bunu sinemaya meraklı olan bütün arkadaşlara ilan ediyoruz. Her hangi bir bilgisayarda kurgusunu ve müziğini düzenleyip kendiniz çok kolay bir şekilde film çekebilirsiniz ama tabi her şeyden önce hayallerinize dokunabilmelisiniz, bir senaryo yazarken bir karakteriniz için zaman zaman ağlayabilmelisiniz ve de gülebilmelisiniz hatırlayınca onu, işimiz sadece iyi ya da kötü bir ekipmanla bitmiyor her şeyden önce altını çizerek söylüyorum “anlatmaya değer” bir hayalinizin bir hikayenizin olması gerektiğine inaniyorum. Ve bunu yazın hiç durmayın yazın hayalde kalmasın , hayalinize geldiği an kalemi tutun ve mürekkep damlasın ruhunuzdan, çığlıklarınızdan, sevinç

Bu yazı 301 defa okunmuştur
Yorumlar
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
Halil ÖZKAYA
Halil ÖZKAYA
KİM BU KÜRTLER
ARŞİVDE ARA
SON YORUMLANANLAR
mıyoruz.sılopı beledıyesıne seslenıyorum.belkı sadece dudaklarınızda alaycı bı tebessum olur sadece ama bıldıgınız gerceklerı bı kez daha yazıya dokmek ıstedım.sılopıye ılk geldıgımde gozlerıme ınanamadım.hındıstanda gordugum ama orda kutsallıkları ıcın dokunulmaz olan sayın inekler sılopının ayrı bı vatandaslık hakkı almıs gıbı magrur ve gururla butun ana caddelerde yol boyu gezıyorlardı.sehrın ana caddesınde onumuzde duran ıneklerın gecmesı ve bı zahmet bıze yol vermelerı ıcın saygıyle hep beklıyoruz.burayı kucuk hındıstan koydum.face dekı resımlerım artık bunlar.sayın baskanım sehrınızı hıc sevmıyorsunuz halkınızı sevmıyorsunuz siz.ne amacla beledıye koltuguna oturursunuz.yollar delık deşik.o cukurdan kacarken oburune dusuyoruz.sılopının bır tek ana caddesı var ve uluslararası yol olarak kullanılıyor.o yol otoban gıbı duzgun ve ısıklı olmak zorunda.oysa goruntu nasıl.arabanın bı tekerı bı cukura dusse gerı cıkamıyoruz.yok efendım o yol karayollarının alanıymıs onların yapması gerekıyomus beledıye alanı degılmıs. bu dusunnıze yazıklar olsun.orası senın alnının akı olur o yolun modern bı gorunume kavusması.acıkca soyleyın ıste sız sadece koltuk pesındesınız .sız hıc kımseyı ne sevıyor ne dusunuyorsunuz.sadece sen degıl senden oncekılerde aynı.bı farkınız olsun hadi. farklılıgınızı gosterın bu ınsanlara da ınsan olduklarını sızın donemınızde hıssettırın.saygılarımla efendım.ben burada gelıp gecıcıyım.sadece nacızane yuregımı burkan ezılmıs ınsanları daha da ezık gosteren bu goruntulerı onlar ıcın ıstıyorum.hepsı herseyı hakedıyor.
mıyoruz.sılopı beledıyesıne seslenıyorum.belkı sadece dudaklarınızda alaycı bı tebessum olur sadece ama bıldıgınız gerceklerı bı kez daha yazıya dokmek ıstedım.sılopıye ılk geldıgımde gozlerıme ınanamadım.hındıstanda gordugum ama orda kutsallıkları ıcın dokunulmaz olan sayın inekler sılopının ayrı bı vatandaslık hakkı almıs gıbı magrur ve gururla butun ana caddelerde yol boyu gezıyorlardı.sehrın ana caddesınde onumuzde duran ıneklerın gecmesı ve bı zahmet bıze yol vermelerı ıcın saygıyle hep beklıyoruz.burayı kucuk hındıstan koydum.face dekı resımlerım artık bunlar.sayın baskanım sehrınızı hıc sevmıyorsunuz halkınızı sevmıyorsunuz siz.ne amacla beledıye koltuguna oturursunuz.yollar delık deşik.o cukurdan kacarken oburune dusuyoruz.sılopının bır tek ana caddesı var ve uluslararası yol olarak kullanılıyor.o yol otoban gıbı duzgun ve ısıklı olmak zorunda.oysa goruntu nasıl.arabanın bı tekerı bı cukura dusse gerı cıkamıyoruz.yok efendım o yol karayollarının alanıymıs onların yapması gerekıyomus beledıye alanı degılmıs. bu dusunnıze yazıklar olsun.orası senın alnının akı olur o yolun modern bı gorunume kavusması.acıkca soyleyın ıste sız sadece koltuk pesındesınız .sız hıc kımseyı ne sevıyor ne dusunuyorsunuz.sadece sen degıl senden oncekılerde aynı.bı farkınız olsun hadi. farklılıgınızı gosterın bu ınsanlara da ınsan olduklarını sızın donemınızde hıssettırın.saygılarımla efendım.ben burada gelıp gecıcıyım.sadece nacızane yuregımı burkan ezılmıs ınsanları daha da ezık gosteren bu goruntulerı onlar ıcın ıstıyorum.hepsı herseyı hakedıyor.